|
Görsel Algılama Ders Notları 2. sunu
GÖRSEL ALAN VE TASARIM
Görme alanında ki nesnelerin daha ince detaylarının görülmesi görüş açılarına ve nesne ile gözlemci arasındaki mesafelere göre bazı parametrelerle mümkün olur. Bu parametreler;
a-Nesnenin açısal büyüklüğü (nesne görülen açının içinde olmalıdır)
b-Gözlenen nesne ile zemin arasında ki kontrast
c-Nesnenin parlaklığı
d-Gözlem noktasının nesneye olan uzaklığı
e-Nesnenin gözlem zamanının süresi
bu durumda şu formül ortaya çıkar; D = L x a / 3400
D:metre cinsinden gözlenen detayın boyutu
L:detay ile gözlem noktası arasında ki mesafe
a:dakika olarak verilmiş açısal büyüklük.
En küçük algılanabilir detaylar için L < 3400 a olmalıdır.
Bir mekanda bulunan insanların görsel alanları, insanın bulunduğu mekan içindeki konumuna bağlı olarak, mekanı sınırlayan öğelerin ve mekandaki nesnelerin algılanmasında temel oluşturmaktadır. Tasarım esnasında mekanda gerçekleştirilecek eylemler göz önüne alınmak suretiyle, insanın estetik gibi psiko-sosyal gereksinmelerini de cevap verebilecek, mekan sınırlayıcı yüzeylerin oluşturulması, doluluk ve boşlukların bu öğelerin doku, renk gibi özelliklerine göre malzeme seçiminin yapılması mümkün olabilir. Ayrıca düşey biçimler ve yüzeyler yatay düzleme oranla görsel alanda daha aktiftirler, kapalılık ve sağlamlık duygusu vermeleri durumunda mekan ve biçimi belirleme de yardımcıdırlar.
Bazı eylemlerin yapılacağı mekanların biçimlenişi, göz seviyesi ile birlikte görsel alan dikkate alınarak tasarlanmaktadır. Bunlara örnek olarak; açık hava tiyatroları, spor salonları, tribünler gibi seyir mekanlarında döşeme yüzeyi, seyir eyleminin gerçekleşmesi için görüş konisi içerisinde kalacak görsel alandan hareket edilerek, kademeli yada eğik olarak çözümlenebilmektedir.
Bir mekandaki nesnelerin ve mekanı sınırlayan yüzeylerin görülebilmesi ve mekan ile dış dünya arasında ilişki kurulabilmesi yine görsel alana bağlıdır. Mekanı sınırlayan yüzeylerde yer alan pencere ve kapıların boyutlandırılması, oturan yada ayakta duran insanların görüş alanına giren dış dünyanın özellikleri ve mekanda ki eylemler göz önüne alınarak yapılmalıdır.
İnsanın psiko-sosyal gereksinimlerinin karşılanması sırasında insanlar arasındaki ilişkide. Mekan ve şehir mekanının tasarımında, insan siluetinin kapsayan bilgilerin göz önüne alınması gerekir. Bu nedenle özellikle görüş açısına ve mesafeye göre değişen, görme alanında ki nesnelerin görünüş netliği ile ilgili uzaklık ilişkilerini incelemek gerekir.
Bunlar;
-Konuşan iki insan arasındaki uzaklık : 2.10 – 3.60 m
-Görsel ilişki imkanının kaybolmaya başladığı uzaklık : 9m
-Bir yüzün ifadesini görmek için maksimum uzaklık : 12m
-Bir yüz görmek için gerekli maksimum uzaklık : 24m
-Yapılan bir eylemin ayırt edilme limiti : 135m
-Bir insan siluetini ayırt etmek için limit : 1200m
-Göz seviyesi 1.65 m de bulunan bir insan için ufuk uzaklığı : 4500 m dir.
Bu değerler sabit bir görüş yani baş hareket ettirilmediği zaman insanlar ve onların eylemlerinin anlaşılmasını esas alan bir ölçek sunmaktadır bize. Bu tip verilerden, özellikle çevrenin mekansal derinliği ve iki boyutlu kesitlerin belirlenmesinde yararlanmak mümkündür.
Özellikle kentsel mekanlarda, cadde ve sokak kesitlerinin belirlenmesinde kent mekanını oluşturan nesnelerin boyutları arasında ki oran, görsel alan limitlerine göre belirlenebilir. Yani boyun hareketi yapmaksızın insanın göz yüksekliğinden geçen yatay bir doğrudan başlayan 60 derecelik normal görme açısı veya nesnelerin görülmesi için uygun olan 30 derecelik açı veya 15 derecelik açılardan hareket ederek, yol ve meydan genişliklerine göre, görsel alanda kalacak şekilde bina yükseklikleri belirlenebilir.
GÖZ UYUMU, ADAPTASYON VE KAMAŞMA
Göz Uyumu : Görsel alan içinde kalan nesneler, görüş mesafesi üzerinde değişik mesafelerde yer alabilirler. Göz uyumu, nesneler hangi uzaklıkta olursa olsun net görme için gözün sahip olduğu bir özelliktir. Yakın nesneler üzerinde göz uyumu, merceğin kalınlaşmasını gerektirirken, uzak nesnelere bakarken göz merceğinde 6 m den sonra uyum çabası kalmaz ve merceğin kalınlaşmasını sağlayan kirpiksi adaleler dinlenir. Ayrıca uzak izlenimi verdiği için dinlendirici renkler olarak kabul edilen yeşil ve mavi renkleriyle gözün dinlenmesi mümkündür.
Uyum yeteneği zamanla merceğin elastisitesini kaybetmesinden dolayı yaşlanma ile birlikte azalır. Prensip olarak uzağı görme değişmez olarak kalırken, net görülen yakın mesafe farklı yaşlara göre değişmektedir.buna göre ortalama mesafeler şöyledir.
-16 yaş : 8 cm
-32 yaş : 12.5 cm
-44 yaş : 25 cm
-50 yaş : 50 cm
-60 yaş : 100 cm
ayrıca aydınlık düzeyi de uyum için önemli bir faktördür. Eğer aydınlık azsa net görülen en uzak mesafe yakınlaşır, en yakın mesafe de uzaklaşır ve göz uyumunun hassasiyeti ve hızı azalır. Diğe önemli bir nokta da kontrastdır ve kontrast arttıkça nesne çevresinden daha fazla ayrılarak belirginleşir ve buna bağlı olarak ta uyum hassas ve hızlı olur.
Adaptasyon : Çevredeki aydınlatma koşullarına uyum sağlamak gözdeki retinanın duyarlılığına bağlıdır. Retinanın duyarlılığı gün ışığına göre karanlıkta daha büyüktür. Gün ışığından karanlık bir mekana geçildiği zaman adaptasyon hızı ilk 5 dakikada çok büyüktür. Tüm adaptasyonun %80 ini sağlamak için yaklaşık 25 dakika gereklidir. İyi bir gece görüşüne geçmek yani adapte olabilmek için 25 – 30 dakikalık bir süre gereklidir. Işığa adaptasyon ise, karanlığa adaptasyondan daha hızlı gerçekleşir. Buna göre çalışma alanları ve çevre tasarımında dikkat edilmesi gereken birtakım hususlar vardır.
1-görsel alanda ki bütün iç yüzeyler aynı düzende aydınlatma düzeyine sahip olmalıdırlar.
2-retinanın adaptasyon sürecinde, genel aydınlatma düzeyinde çok hızlı değişmeleri kullanmaktan kaçınmak gerekir.
Kamaşma : Retinanın ışığa aşırı pozundan ortaya çıkan ve gözün adaptasyon mekanizmasının etkilendiği bir olaydır. Kamaşma üç farklı şekilde olabilir;
1-Relatif kamaşma: görsel alanın farklı zonları arasındaki aşırı kontrastdan dolayı oluşan kamaşmadır.
2-Total kamaşma: güçlü bir ışık kaynağı karşısında gözün tamamen kendisini adapte edemediği durumlarda ortaya çıkan kamaşmadır.
3-Adaptatif kamaşma: adaptasyon sırasında ki geçici etkidir. Buna örnek olarak ta karanlık bir mekandan aydınlık bir mekana geçişte oluşan kamaşmayı gösterebiliriz.
Kamaşma kontrolü açısından bir mekan veya çevre düzenlemede dikkat edilmesi gereken hususlar şunlardır;
-kamaşma zamanı kısa olmalıdır.
-kamaşma kaynağı yakın ve yüzey büyükse relatif kamaşma önemlidir.
-görüş çizgisi üstünde yer alan güçlü bir ışık kaynağı, yanlara veya aşağıya yerleştirilmiş olanlara göre daha az kamaştırır.
-kamaşma, görsel alanın bütününde genel aydınlık düze
yi düşük olduğu taktirde daha önemlidir. iyi aydınlatılmış bir odada bulunan bir pencere gözü daha az kamaştırır.
E. Grandjean, aydınlatma aygıtlarının uygun dağıtımı ve iyi bir düzenleme için uyulması gereken hususları şöyle açıklamaktadır;
1- Hiçbir ışık kaynağı çalışma esnasında, görsel alanda görülmemelidir.
2- Aydınlatma aygıtlarının tümü ışıklık genelde 0.3 sb’yi ve çalışma düzlemine 0.2 sb’ yi geçmeyecek şekilde siperlerle donatılmış olmalıdır.
3- Işık kaynağı ile gözleri birleştiren çizgi yatay ile 30 dereceden fazla açı yapmamalıdır.
4- Floresan tüpleri görüş çizgisine dikey olarak yerleştirilmelidir.
5- Çok güçlü birkaç lambadan faydalanmak yerine daha az yeğinlikte çok sayıda lambadan faydalanmak tercih edilmelidir.
6- Makineler veya masa üstleri için ışık yansıtan malzeme ve renk kullanımından kaçınılmalıdır.
BİRİNCİ SUNU İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ....
|